ben starbucks'lardaki yeni yıl konseptli bardakları,
arkada mırıldanan yeni yıl şarkılarını seviyorum.. fazlasıyla :]
Friday, November 16, 2012
Wednesday, November 14, 2012
true love, in the end
bir film.. adı Medianeras..
bir şehir.. adı Buenos Aires..
bir kadın... adı Mariana...
ve elbet bir adam.. adı Martin..
yalnızlık..
alışılanı yitirme psikolojisi..
geride kalan olarak alışma çabası...
tüm çarpıklığıyla göz önüne serilen bir metropol..
teknoloji ile birlikte soyutlanmış hayatlar..
yalnızlık..
ve yalnız kalan insanların iç çekişleri..
herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği türden,
gayet gündelik duygular..
ilmek ilmek işlenmiş...
ayrıntılar o kadar etkileyeci aktarılmış ki...
bir film değil de bir kitap okuyormuş hissi vermiş...
pesimist konsept filmin tamamına yedirilse bile,
film oldukça iç açıcı bir mesajla bitivermiş...
Mariana ve Martin hala ümidi tükenmeyenler için söylemiş...
"True love will find you in the end"...
filmde altını çizdiklerim okuyucuya değil, kendime not bu defa...
ve adeta içimi okurcasına, sayısı oldukça fazla... :)
-Bu şehirde sanki bir mola yeriymiş gibi yaşıyoruz. Bir "kiracı kültürü” yaratmışız.
-Nehrine sırtını dönen bir şehirden zaten ne beklenebilir ki?
-Bir anda yabancı bir insanla olduğunuzu fark edersiniz odada, içinizi bir korku kaplar.
-Tüm çabama rağmen, 4 yıllık ilişkim çöküverdi. Hayatım bir oyun olsaydı, beş kare geri gitmek zorunda kalırdım.
-Endişelenmek istiyorsan, endişelen, ama bu konuda değil...
-Nasıl yaşamak istediğimize dair hiç bir fikrimiz yok...
bir şehir.. adı Buenos Aires..
bir kadın... adı Mariana...
ve elbet bir adam.. adı Martin..
yalnızlık..
alışılanı yitirme psikolojisi..
geride kalan olarak alışma çabası...
tüm çarpıklığıyla göz önüne serilen bir metropol..
teknoloji ile birlikte soyutlanmış hayatlar..
yalnızlık..
ve yalnız kalan insanların iç çekişleri..
herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği türden,
gayet gündelik duygular..
ilmek ilmek işlenmiş...
ayrıntılar o kadar etkileyeci aktarılmış ki...
bir film değil de bir kitap okuyormuş hissi vermiş...
pesimist konsept filmin tamamına yedirilse bile,
film oldukça iç açıcı bir mesajla bitivermiş...
Mariana ve Martin hala ümidi tükenmeyenler için söylemiş...
"True love will find you in the end"...
filmde altını çizdiklerim okuyucuya değil, kendime not bu defa...
ve adeta içimi okurcasına, sayısı oldukça fazla... :)
-Bu şehirde sanki bir mola yeriymiş gibi yaşıyoruz. Bir "kiracı kültürü” yaratmışız.
-Nehrine sırtını dönen bir şehirden zaten ne beklenebilir ki?
-Bir anda yabancı bir insanla olduğunuzu fark edersiniz odada, içinizi bir korku kaplar.
-Tüm çabama rağmen, 4 yıllık ilişkim çöküverdi. Hayatım bir oyun olsaydı, beş kare geri gitmek zorunda kalırdım.
-Endişelenmek istiyorsan, endişelen, ama bu konuda değil...
-Nasıl yaşamak istediğimize dair hiç bir fikrimiz yok...
Medianeras
Mariana
Martin
True love will find you in the end
You'll find out just who was your friend
Don't be sad, I know you will,
But dont give up until
True love will find you in the end
This is a promise with a catch
Only if you're looking can it find you
‘Cause true love is searching too
But how can it recognize you
Unless you step out into the light?
Don't be sad i know you will
But don’t give up until
True love finds you in the end
***
Monday, November 12, 2012
skyfall
sen nasıl güzel bir şarkısın.. skyfall..
...
This is the end
Hold your breath and count to ten
Feel the earth move and then
Hear my heart burst again
For this is the end
I’ve drowned and dreamt this moment
So overdue I owe them
Swept away, I’m stolen
Let the sky fall
When it crumbles
We will stand tall
Face it all together
At skyfall
Skyfall is where we start
A thousand miles and poles apart
Where worlds collide and days are dark
You may have my number, you can take my name
But you’ll never have my heart
Let the sky fall
When it crumbles
We will stand tall
Face it all together
At skyfall
Hold your breath and count to ten
Feel the earth move and then
Hear my heart burst again
For this is the end
I’ve drowned and dreamt this moment
So overdue I owe them
Swept away, I’m stolen
Let the sky fall
When it crumbles
We will stand tall
Face it all together
At skyfall
Skyfall is where we start
A thousand miles and poles apart
Where worlds collide and days are dark
You may have my number, you can take my name
But you’ll never have my heart
Let the sky fall
When it crumbles
We will stand tall
Face it all together
At skyfall
Where you go I go
What you see I see
I know I’d never be me
Without the security
Of your loving arms
Keeping me from harm
Put your hand in my hand
And we’ll stand
Let the sky fall
When it crumbles
We will stand tall
Face it all together
At skyfall
Friday, November 9, 2012
ruby sparks
sevdiği için değişmeye..
ya da sevdiğini değiştirmeye ...
çalışanların, kendilerine üçüncü bir gözden bakabilmesini sağlayan bir film..
ruby sparks...
herkesin seveceği türden değil...
ama ben oldukça beğendim...
Thursday, November 8, 2012
mersin
her sene Türkiye'de yeni bir şehir görmek gibi bir hedefim var...
bu ay Mersin'i bu vesile ile ziyaret ettim...
ziyaretin amacı gezme..
ee bir de malumunuz, yeme :]
buyrun size kısa kısa Mersin...
Mersin'in "en meşhuru" Cennet ve Cehennem mağaraları...
Cennet'e 455 adımlık ağaçlık bir merdiven silsilesinden iniyorsunuz..
ama okuduğunuz kadar korkunç değil :] hemencik bitiyor basamaklar..
Cehnennem'e ise sadece yukarıdan bakabiliyorsunuz...
dümdüz bir oyuk... bakmanızla geri adım atmanız da bir oluyor zaten...
"cehennemin dibi" tamlamasının hakkını veren koca bir oyuk...
açıkcası aşırı güzel diyemem...
ama el değmemiş olması doğal geliyor insana....
unutmadan, Cennet ve Cehennem maağaralarının sırf yapmadan dönmedim demeniz için deveye binmeniz de mümkün...
şahsen ben güneyin görmemişi olarak bu fırsatı kaçırmadım :]
bir de o civardaki cafelerde yayık ayran içmeyi unutmayın...
deve turu
mağara açısından oldukça zengin bir yer Mersin...
kendi gittiklerimden kısaca bahsedeyim...
bir tanesinin adı Astım mağarası...
adını astım hastalarına çok iyi gelen nem oranından almış...
aşırı aşırı yüksek bir nem var içeride...
81 m derinliğinde kendisi...
oluşması yüzyıllar alan sarkıt ve dikitlerden de bolca görebilirsiniz....
Astım mağarası
bunun dışında bir Kız Kalesi var
kale bir kız bir de kral hikayesinin standartlarına uygun bir hikayesi var Kız Kalesinin...
kral kızını korumak için yaptırıyor bu kaleyi...
ama ölüm kızı bu kalede de buluyor yine...
yemeklere gelince...
Narlıkuyuda rakı balık yaptık, kalamarın tadı müthiş, salataları efsaneydi...
malum, rakı balık ve deniz konseptlerini seviyoruz :]
Kız Kalesi'ni görebildiğiniz yerlerde yol kenarlarında müthiş kahvaltı yerleri var...
yöreye özel yemeklerden çökeleği ve sıkmayı tavsiye ederim...
diğer yandan Mersin'in en meşhur yemeği aslında tantuni...
Biz tantuni için merkezdeki Göksel tantuniyi tercih ettik...
memnun kaldık...
bir gün tekrar görüşmek üzere Mersin... :]
Köy Kahvaltısı
3 idiots..
aynı anda ağlamak ve gülmek konusunda başarılıysanız..
bıktım artık amerikan filmlerinden..
festival filmleri ise şimdilik bu ruha ağır..
bana yormayan ama boş da olmayan bir film gerek diyorsanız..
işte aradıklarınızdan biri bu, derim..
3 idiots, bir hint filmi..
2,5 saat uzunluğunda.. 2009 yapım..
esas oğlanlarımız mühendis olmaya çalışan 3 genç..
hikaye basit, üslup akıcı..
şarkılar ise kesinlikle eğlenceli..
filmde;
ezberci eğitim sistemine..
yeteneğe değil de garantiye gidişlerimize..
bazılarımızın tercihlerinde aile müdahalesine...
dem vuruluyor bolca..
bir bilgisayar mühendisi ve doğru yerde olup olmadığını epeyce sorgulayan biri olarak,
kendimden de pay bulduğumdan olsa gerek,
verilen mesajı sevdim...
düzenin sorgulanmasına..
dayatılana karşı gelişlere..
her şeye boyun eğen olmak yerine taşın altına el sokmalara..
doğru olmayanın ucundan tutup bir parça da olsa düzeltmeye...
saygımız sonsuz...
festival filmleri ise şimdilik bu ruha ağır..
bana yormayan ama boş da olmayan bir film gerek diyorsanız..
işte aradıklarınızdan biri bu, derim..
3 idiots, bir hint filmi..
2,5 saat uzunluğunda.. 2009 yapım..
esas oğlanlarımız mühendis olmaya çalışan 3 genç..
hikaye basit, üslup akıcı..
şarkılar ise kesinlikle eğlenceli..
filmde;
ezberci eğitim sistemine..
yeteneğe değil de garantiye gidişlerimize..
bazılarımızın tercihlerinde aile müdahalesine...
dem vuruluyor bolca..
bir bilgisayar mühendisi ve doğru yerde olup olmadığını epeyce sorgulayan biri olarak,
kendimden de pay bulduğumdan olsa gerek,
verilen mesajı sevdim...
düzenin sorgulanmasına..
dayatılana karşı gelişlere..
her şeye boyun eğen olmak yerine taşın altına el sokmalara..
doğru olmayanın ucundan tutup bir parça da olsa düzeltmeye...
saygımız sonsuz...
bir de;
umarım bir gün.. size de.. hep.. All iz well.. ;)
umarım bir gün.. size de.. hep.. All iz well.. ;)
Monday, November 5, 2012
Tuesday, October 16, 2012
Ganeşa!
okumayı... yazmayı... izlemeyi.. öğrenmeyi..
seven bi insanım vesselam...
bunun bende sonu yok..
şu sıralar hint mitolojisine sarmış durumdayım...
gerçek olduğuna inanamayacak kadar görsel,
bir o kadar da enteresan gelen konular var..
tuhaf ve güzel hislerden gelsin;
işte karşınızda, Tanrı Ganeşa!
sembol olarak yarı insan yarı fil, Ganeşa..
Hindu inancında bilgelik tarısını simgeliyor..
kocaman bir göbeği ve 4 kolu,
bunların her birinin ise anlamı var…
Ganeşa'nın;
göbeği hayattaki tüm acıların sindirebileceğini,
büyük fil kafası aklı,
büyük kulakları tüm duaları duyabileceğini,
bir elindeki balta engelleri yok edebileceğini,
diğer elindeki kamçı insanın Tanrı'ya bağlanmasını,
öne bakan üçüncü eli koruyuculuğu,
dördüncü elindeki lotus çiçeği ise insanın hayattaki amacının ruh evrimini tamamlamak olduğunu
ifade ediyor...
Ganeşa'nın bir diğer özelliği de kendisine göre ufacık tefecik bir fareye binmesi...
bu ise aklın cehalet karşısındaki üstünlüğünü gösteriyor...
Ganeşa'nın hayata gelişi Mumbai'de,
Eylül başında,
10 günlük bir festival ile kutlanıyor..
Festival için çeşitli boylarda Ganeşa heykelleri hazırlanıyor.
Bu heykeller 5, 7 veya 9 gün evlerin en değerli köşelerinde bekletildikten sonra,
okyanusa bırakılıyor...
ve Ganeşa suya kavuşuyor...
sizce de enteresan değil mi?
seven bi insanım vesselam...
bunun bende sonu yok..
şu sıralar hint mitolojisine sarmış durumdayım...
gerçek olduğuna inanamayacak kadar görsel,
bir o kadar da enteresan gelen konular var..
tuhaf ve güzel hislerden gelsin;
işte karşınızda, Tanrı Ganeşa!
sembol olarak yarı insan yarı fil, Ganeşa..
Hindu inancında bilgelik tarısını simgeliyor..
kocaman bir göbeği ve 4 kolu,
bunların her birinin ise anlamı var…
göbeği hayattaki tüm acıların sindirebileceğini,
büyük fil kafası aklı,
büyük kulakları tüm duaları duyabileceğini,
bir elindeki balta engelleri yok edebileceğini,
diğer elindeki kamçı insanın Tanrı'ya bağlanmasını,
öne bakan üçüncü eli koruyuculuğu,
dördüncü elindeki lotus çiçeği ise insanın hayattaki amacının ruh evrimini tamamlamak olduğunu
ifade ediyor...
Subscribe to:
Posts (Atom)











